© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Meyvelerin Kraliçesi; Mangostan ve Faydaları

Meyvelere bayılıyoruz, tadına doyamıyoruz. Yaz, kış ülkemizde bin bir çeşit meyve yetişmekte, hemen hepsi de semt pazarlarında uygun fiyatlarla satıldığı için sıklıkla tüketebilmekteyiz. Ülkemizin pek çok yerinde yetişen meyvelere ulaşmak gerçekten çok kolayken, bazı meyveler, özellikle de ülkemiz ikliminde yetişmeyen tropik meyveler için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Dünyada genelinde sıklıkla tüketilen bazı meyvelerin biz daha adını bile bilmiyoruz ya da en azından tatma şansı bulamadık. Oysaki meyveler cenneti bizim aşina olduklarımızdan çok daha zengin ve aslında bizim henüz tanımadığımız sayısız meyvenin de yine sayısız faydası var. Bu bize yeni, dünyanın ger kalanı için çok bilinir olan meyvelerden birisi de mangostandır.

Mangostan nedir, nerede yetişir?

Mangostan; diğer adlarıyla “tanrıların meyvesi” veya “meyvelerin kraliçesi” bize hiç de tanıdık olmayan, anavatanı Malaya yarım adası ve Sunda Adaları olan tropikal bir meyvedir. Hoş bir mor renkte olan çok kalın dokulu bir kabuğun içinde mangostanın yenen kısmı bulunuyor. Beyaz ve yumuşak bir içi olan mangostan, çoğunlukla Güney Asya ülkelerinde ve özellikle de Endonezya mutfağında çokça tüketilmektedir. Mangostan Asya’ya özgü meyvelerden birisi olarak hem eşsiz bir lezzete sahiptir hem de meyve olarak tüketilmesinin yanı sıra mutfakta çok farklı alanlarda kullanılabilir.

Garcinia mangostana L., yani mangostan ait olduğu meyve ailesi bakımından clusiaceae (guttiferae) ailesinden, 6-25 metre boylarında, koyu kahverengi ya da siyahımsı pullu kabuklu, iç kabuğu sarı ve acı sütlü, dik gövdeli, yapraklarını hiç dökmeyen, piramit tarzı taçlı bir ağaçtır. Yani aslında meyvenin ağacının görünümü de estetik açıdan çok güzel ve sıra dışıdır. Bitki olarak türünün adı garcinia, tropikal alternatif tıbbın öncülerinden Portekizli Garcia de Orta’nın (1500-1568) adıyla ilişkilidir, bu meyvenin faydalarına dair en fazla araştırmalar yapan, meyveyi daha tanınır yapan Garcia de Orta’dır. Hatta mangostanın Malayca ya da Endonecedeki adını, mangustao olarak Avrupa’da ilk kez söyleyen kişi de odur. Madem öyle mangostanın tanınırlığının sebebi olarak da bu alternatif tıp uzmanından bahsedilebilir.

Mangostan “meyvelerin kraliçesi”

Mangostan genel olarak portakal büyüklüğündeki 50 -150 gramlık küreye benzeyen şekilli bir meyvedir. Mangostanın tepesinde, yani sapının çevresinde şapkaya benzer 4 -8 tane çıkıntı bulunmaktadır. Mangostanın neredeyse üçte ikisini kaplayan 4 -6 cm kalınlıktaki odunsu sert kabuk önceleri açık yeşil, hatta beyaz gibiyken; sonradan zamanla koyu yeşil, olgunlaşmaya başlayınca pembe, kırmızı ve en sonunda patlıcan gibi bir mor renge dönüşür. Bu sert kabuğun altında tıpkı mandalina dilimlerine ya da iri sarımsak dişlerine benzeyen 5 -7 parçalı, 3-5 cm çaplı etli kısım, kar beyazı ya da krem rengi olur. Bu parçaların bazılarında çekirdek varken, bazıları çekirdeksizdir.

İçteki bu yenebilir bölüm; çok tatlı, hafif ekşimsi, keskin bir lezzete sahip, yumuşak, sulu, ağızda eriyen, biraz serinleten özelliktedir. Mangostanı ağızda şeftali, ahududu, ananas ya da çilek ve üzüm karışımı bir lezzet bırakır. Yani neredeyse sevdiğimiz tüm tatlar mangostanın içinde bulunuyor. Mangostanın biraz yumuşayan kabuğu bıçakla soyularak dilim dilim; karpuz gibi baş bölümünden kesilip tatlı kaşığıyla içi oyularak ya da keskin bir bıçakla ortadan ikiye ayrılıp çatalla yenebilen eşsiz bir meyvedir. Üzerindeki mor kabuk soyulurken, elleri biraz boyadığının da altını çizsek iyi olur. “Tanrıların meyvesi” ya da “meyvelerin kraliçesi” diye anılan mangostan, çok lezzetli olduğu için genellikle taze olarak yenirken konserve, dondurma, şerbet, şurup, reçel, sirke, likör yapılarak, meyve salatalarına eklenerek de tüketilebilmektedir. Hatta yeşil meyvelerin ekşi lezzetle ve tohumların kaynatılarak ya da kavrularak da tüketilmesi söz konusudur.

Mangostan besin değeri

100 gram mangostan yaklaşık olarak;

  • 72 kalori,
  • 0.6 gram toplam yağ,
  • 7 miligram sodyum,
  • 48 miligram potasyum,
  • 18 gram karbonhidrat,
  • 1.8 gram diyet lifi,
  • 0.4 gram protein,
  • 35 IU A vitamini,
  • 2.9 miligram C vitamini,
  • 12 miligram kalsiyum,
  • 0.3 miligram demir,
  • 13 miligram magnezyum içeriyor.

Mangostanın faydaları

  • Antioksidan deposudur!

Tropik meyvelerin pek çoğu olduğu gibi mangostan da içeriğinde bulunan vitaminler, mineraller, faydalı maddeler ve özellikle de antioksidanlar bakımından çok zengindir. Mangostanın içinde xanthone de dahil olmak üzere polifenoller, kateşinler, polisakkarit, tanen, reçine, karbonhidrat, glikoz ve fruktozlar, B1, B2, B3, B5, B6, B9, C vitaminleri, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir, magnezyum, manganez, sodyum, çinko mineral ve oligo elementleri bulunmaktadır. Bunlar da mangostanı tam bir antioksidan deposu yapmaya yetiyor. Mangostan ve antioksidan, yani vücuda zararlı serbest radikallerin yok edicisi ilişkisi araştırıldığında dünyada antioksidan etkisi en yüksek meyvenin mangostan olduğu kanıtlanmıştır. Bu bakımdan kuru erik, nar, kuru üzüm, yabanmersini, böğürtlen, çilek, ahududu, erik, portakal, kivi, greyfurt gibi antioksidan içeriğiyle bilinen meyvelerinin çok fazla önünde yer almaktadır. Elbette ki bu yüksek antioksidan değeri mangostanı, tüm vücut sağlığı için çok faydalı, hücre yenileme hızını artırıcı, gençleştirici, kanserden ve diğer hastalıklardan koruyucu, cilt sağlığını güçlendirici ve daha pek çok olumlu, faydalı etkiyi içinde barındıran bir meyve haline getiriyor.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir!

Mangostanın yukarıda anlatılan çok güçlü antioksidan etkisi tüm vücut sağlığına, tüm vücut sistemlerine olumlu etki etmektedir. Mangostan içerdiği faydalı elementler ve bileşiklerle vücudun bağışıklık sistemini onarıp, güçlendirir, hastalıklara karşı her bir organı, her bir dokuyu, hücreyi korur. Mangostan tüketerek hastalıkları önlemek mümkün olabilir.

  • İltihap gidericidir!

Mangostanın besleyici ve sağlık verici içeriği onu çok değerli bir besin haline getirmektedir. Sahip olduğu faydalı elementler ve bileşiklerle mangostan, enfeksiyonları önleyici, iltihap giderici, bakteri, mantar yok edici etki gösterir. Enfeksiyonel hastalıklara meyilli kişilerin özellikle mangostan tüketmeleri önerilir. Alternatif tıpta, doğal tedaviden yana olan yaklaşımlarda ishal, dizanteri, mesane iltihabı gibi sorunların tedavisinde mangostan tüketilmesi iyi gelir.

  • Cilt sağlığını korur!

Mangostan içinde bulunan bolca A ve C vitamini ve de antioksidanlarla tam bir cilt dostu besindir. Mangostan cilt hücrelerinin yenilenmesini hızlandırarak yaşlanma etkilerini azaltır, egzama benzeri cilt hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.

  • Sindirim sistemi sorunlarını giderir!

Mangostan sindirim sisteminin sağlığına faydalı bir besindir. Özellikle de kronik çocuk ve yetişkin ishallerinin doğal olarak tedavisinde, bir gece suda bekletilen mangostan kabuğunun bitki çayı gibi demlenerek içilmesi önerilir.

Mangostan sağlıkta pek çok farklı şekilde kullanılıyor!

Mangostanın sağlık alanında kullanımı yaygındır. Şöyle ki;

  • Kkurutulup toz haline getirilen meyve kabuğu dizanteri sorununda karna uygulanır.
  • Egzama ve diğer cilt rahatsızlıklarında merhem haline getirilerek ilgili yere sarılır.
  • Mangostan ağacının kabuğu ishal, mesane iltihabı (sistit), belsoğukluğu rahatsızlıklarında kaynatılıp çay gibi içilir.
  • Yüksek ateş, pamukçuk, ishal, dizanteri ve idrar bozukluklarında mangostan yaprakları ve ağaç kabuğu birlikte kaynatılıp içilir.
  • Mangostan ağacının kabuğunun özütü, amipli dizanteri için bir ilaç olarak kullanılır.
  • Mangostan ağacının yaprakları, olgunlaşmamış muz ve biraz benzoin (asilbent) ile birlikte demlenip sünnet yarası üzerine konur ve yaranın çok daha kısa sürede iyileşmesi sağlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir