google-site-verification=EOxEYNb1vS_-CVVwqz7K1tKIGmSIWgn6N4fruDuQZio
Kapat
© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Kakao: Depresyon semptomlarını iyileştirebilir

Kakaonun ilk olarak Maya uygarlığı tarafından kullanıldığı düşünülmektedir. 16. yüzyılda İspanyollar tarafından Avrupa’ya tanıtıldı ve hızla sağlığı geliştiren bir ilaç olarak popüler hale geldi. Kakao tozu, kakao çekirdeklerinin ezilmesi ve kakao yağının arıtılmasıyla yapılır. Kakao, çikolata üretimindeki rolüyle ünlüdür. Bununla birlikte, modern araştırmalar, sağlığınıza fayda sağlayabilecek önemli bileşikler içerdiğini ortaya çıkarmıştır.

 

Polifenoller bakımından zengindir

Polifenoller, meyve, sebze, çay, çikolata ve şarap gibi gıdalarda doğal olarak bulunan antioksidanlardır. Bunlar, inflamasyonu azaltma, kan akışını iyileştirme, kan basıncını düşürme ve kolesterol ve kan şekeri seviyelerini dengeleme dahil olmak üzere birçok sağlık yararları ile ilişkilendirilmiştir.

 

Kakao, en zengin polifenol kaynaklarından biridir. Özellikle güçlü antioksidan ve antienflamatuvar etkileri olan flavanoller bakımından çok zengindir. Bununla birlikte, kakao işleme ve ısıtma sırasında, yararlı özelliklerini kaybedebilir. Aynı zamanda acılığını azaltmak için sıklıkla alkali işleme tabi tutulur, bu da flavanol içeriğinde % 60’lık bir azalmaya neden olur. Bu nedenle kakao büyük bir polifenol kaynağı olmasına rağmen, kakao içeren tüm ürünler aynı faydaları sağlamayacaktır.

 

Nitrik oksit düzeylerini iyileştirerek yüksek kan basıncını azaltabilir

Kakao, hem toz halinde hem de bitter çikolata şeklinde, kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir. Bu etki ilk olarak, Orta Amerika’nın kakao içen ada insanlarında kaydedilmiştir. Kakaodaki flavanollerin kandaki nitrik oksit seviyelerini iyileştirdiği düşünülür, bu da kan damarlarınızın işlevini artırabilir ve kan basıncını düşürür.

 

Bir gözden geçirme çalışması, 1.4-105 gram kakao ürünü veya kabaca 30-1.118 mg flavanol içeren 35 deneyi analiz etmiş ve kakaonun kan basıncında 2 mmHg’lik küçük fakat anlamlı bir düşüş ürettiği bulunmuştur. Bununla birlikte, işlemenin flavanol sayısını önemli ölçüde azalttığını hatırlamak önemlidir, bu yüzden etkiler ortalama bir çikolatada görülmeyecektir.

 

Kalp krizi ve felç riskini azaltabilir

Kan basıncını düşürmenin yanı sıra, kakaonun kalp krizi ve felç riskini azaltabilecek başka özelliklere sahip olduğu görülmektedir. Flavanol bakımından zengin kakao, kanınızdaki nitrik oksit seviyesini artırır, bu da atardamarlarınızı ve kan damarlarınızı gevşetir ve genişletir. Böylece kan akışını iyileştirir.

 

Dahası, kakaonun kötü (LDL) kolesterolü düşürdüğü, aspirine benzer bir kan sulandırıcı etkisi olduğu, kan şekerini iyileştirdiği ve inflamasyonu azalttığı bulunmuştur. Bu özellikler daha düşük kalp krizi riski, kalp yetmezliği ve inme ile ilişkilendirilmiştir.

 

157.809 kişide yapılan 9 çalışmanın gözden geçirilmesinde, daha yüksek çikolata tüketiminin, kalp hastalığı, inme ve ölüm riskini anlamlı derecede düşürdüğünü bulmuştur.

 

İki İsveç çalışması, çikolata tüketiminin (günde 19-30 gramlık porsiyonla), daha düşük bir kalp yetmezliği oranına bağlı olduğunu, ancak daha yüksek miktarlarda tüketildiğinde etkinin görülmediğini bulmuştur. Bu sonuçlar, belirli miktarda yüksek kakao içeren çikolata tüketiminin kalbiniz için koruyucu faydalar sağlayabileceğini göstermektedir.

kakao 

Polifenoller beyne kan akışını artırır ve beyin fonksiyonunu güçlendirir

Birçok çalışma, kakaodaki gibi polifenollerin, beyin fonksiyonunu ve kan akışını iyileştirerek nörodejeneratif hastalık riskini azaltabileceğini göstermiştir. Flavanoller kan-beyin bariyerini geçebilir ve beyninizin işlevi için nöronlar ve önemli moleküller üreten biyokimyasal yollarda yer alırlar.

 

Ek olarak, flavanoller kan damarlarınızın kaslarını gevşeten, genel kan akışı ile beyninize giden kan akışını attıran nitrik oksit üretimini etkiler. Yüksek flavanol içeren kakao verilen 34 yaşlı erişkinde yapılan iki haftalık bir çalışma, beyne giden kan akışının bir hafta sonra % 8, iki hafta sonra ise % 10 arttığını bulmuştur.

 

Daha ileri çalışmalar, günlük kakao / flavanol alımının zihinsel bozukluğu olan ve olmayan kişilerde zihinsel performansı iyileştirebileceğini düşündürmektedir. Bu çalışmalar, kakaonun beyin sağlığı üzerindeki olumlu rolünü ve Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar üzerindeki olası olumlu etkilerini göstermektedir. Bununla birlikte, daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

 

Depresyon semptomlarını iyileştirebilir

Kakaonun yaşa bağlı zihinsel dejenerasyon üzerindeki olumlu etkisine ek olarak, beyindeki etkisi de duygudurum ve depresyon belirtilerini artırabilir. Ruh hali üzerindeki olumlu etkiler, kakaonun flavanollerinden biri olan triptofanın, doğal duygudurum düzenleyici serotonine dönüşmesi, kafein içeriği veya sadece çikolata yemenin duyusal zevkinden kaynaklanabilir.

 

Gebe kadınlarda çikolata tüketimi ve stres düzeyleri üzerine yapılan bir çalışmada, daha sık çikolata alımının, stresin azalması ve bebeklerde iyileşme ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Dahası, başka bir çalışmada, yüksek polifenol içeren kakaonun dinginliği ve hoşnutluğu artırdığı keşfedilmiştir.

 

Ek olarak, erkeklerde yapılan bir araştırmada çikolatanın, daha iyi bir genel sağlık ve daha iyi bir psikoloji ile bağlantılı olduğu gösterilmiştir. Bu erken çalışmaların sonuçları umut verici olsa da, daha kesin sonuçlar çıkarılmadan önce kakaonun duygudurum ve depresyona etkisi üzerine daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

İçerisindeki flavanoller tip 2 diyabet belirtilerini iyileştirebilir

Çikolatanın aşırı tüketilmesi kan şekeri kontrolü için kesinlikle iyi olmamasına rağmen, kakao aslında bazı anti-diyabetik etkilere sahiptir. Test tüpü çalışmaları, kakao flavanollerinin bağırsakta karbonhidrat sindirimini ve emilimini yavaşlattığını, insülin salgılanmasını iyileştirdiğini, inflamasyonu azalttığını ve şekerin kandan kas içine alınmasını uyardığını göstermektedir.

 

Bazı çalışmalarda, kakao içerenler de dahil olmak üzere daha yüksek miktarda flavanol alımının daha düşük tip 2 diyabet riski ile sonuçlanabileceği gösterilmiştir. Ek olarak, insan çalışmalarının gözden geçirilmesi, flavanol bakımından zengin bitter çikolata veya kakao tüketiminin, insülin duyarlılığını azaltabildiğini, kan şekeri kontrolünü iyileştirdiğini ve diyabetik ve diyabetik olmayan kişilerde inflamasyonu azaltabildiğini göstermiştir.

 

Bu sonuçlar kalp sağlığı üzerindeki somut olumlu etkilerle birleştiğinde, kakaodaki polifenollerin diyabetin önlenmesi ve kontrol edilmesi üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğine işaret etmekle birlikte, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Birçok açıdan kilo kontrolüne yardımcı olabilir

Biraz çelişkili bir şekilde, kakao alımı (çikolata şeklinde bile), kilonuzu kontrol etmenize yardımcı olabilir. Kakaonun enerji kullanımını düzenleyerek, iştahı ve enflamasyonu azaltarak ve yağ oksidasyonunu ve doygunluk hislerini artırarak yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

 

Bir çalışmada, düşük karbonhidratlı diyet uygulayan ve günde 42 gram veya yaklaşık % 1.5 kakao içeren çikolata verilen bir grubun, normal diyet grubundan daha hızlı kilo verdiği bulunmuştur. Bununla birlikte, diğer çalışmalar çikolata tüketiminin kiloyu artırdığını bulmuştur.

 

Yine de araştırmaların çoğu, tüketilen çikolatanın türü arasında ayrım yapmamıştır yani beyaz ve sütlü çikolatanın bitterle aynı sonucu vermesi beklenemez. Genel olarak, kakao ve kakao bakımından zengin ürünlerin, kilo verme veya kilo kontrolüne yardımcı olabileceği anlaşılmaktadır, ancak daha ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kanserden koruyucu özellikler barındırır

Meyve, sebze ve diğer gıdalardaki flavanoller, kanserden koruyucu özellikleri, düşük toksisitesi ve az sayıda yan etkisi nedeniyle büyük ilgi görmüştür. Kakao, kilo başına tüm yiyeceklerden daha yüksek flavanol konsantrasyonuna sahiptir ve diyetinizdeki flavanol miktarına önemli ölçüde katkıda bulunabilir.

 

Kakaonun bileşenleri üzerinde yapılan test tüpü çalışmaları, antioksidan etkilere sahip olduğunu, hücreleri reaktif moleküllere karşı koruduğunu, inflamasyonla savaştığını, kötü hücre büyümesini inhibe ettiğini, kanser hücresi ölümlerini indüklediğini ve kanser hücrelerinin yayılmasını önlemeye yardımcı olduğunu göstermiştir.

 

Kakao bakımından zengin bir diyet veya kakao özleri kullanan hayvan çalışmaları meme, pankreatik, prostat, karaciğer ve kolon kanserinin yanı sıra lösemiyi azaltmada olumlu sonuçlar gösterdiğini kanıtlamıştır.

 

İnsanlarda yapılan çalışmalar, flavanol bakımından zengin beslenme düzeninin kanser riskinde azalma ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, kakao için kanıtlar çelişkilidir, çünkü bazı araştırmalar hiçbir fayda bulamamıştır ve bazıları da risk artışı fark etmiştir.

 

Kakao ve kanser üzerine yapılan küçük insan çalışmaları, güçlü bir antioksidan olabileceğini ve kanserin önlenmesinde rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Teobromin ve Teofilin içeriği astım hastalarına yardımcı olabilir

Astım, solunum yollarının tıkanmasına ve inflamasyonuna neden olan ve hayatı tehdit eden kronik enflamatuvar bir hastalıktır. Klozanın astım hastaları için yararlı olabileceği düşünülmektedir, çünkü teobromin ve teofilin gibi anti-astım bileşikleri içerir.

 

Teobromin kafeine benzer ve sürekli öksürüğe yardımcı olabilir. Kakao tozu, 100 gram başına bu bileşiğin yaklaşık 1.9 gramını içerir. Teofilin, akciğerlerinizin genişlemesine yardımcı olur, böylece solunum yollarınız gevşer ve iltihaplanmayı azaltır.

 

Hayvan çalışmaları, kakao ekstresinin hem hava yollarının daralmasını hem de doku kalınlığını azaltabildiğini göstermiştir. Bununla birlikte, bu bulgular insanlarda henüz klinik olarak test edilmemiştir ve kakaonun diğer anti-astım ilaçlarla kullanımının güvenli olup olmadığı net değildir. Bu nedenle, bu ilginç bir gelişme alanı olsa da, astım tedavisinde kakaonun kullanılabileceğini söylemek için henüz erkendir.

 

Antibakteriyel ve bağışıklık uyarıcı özellikleri ile diş ve cilt sağlığını destekler

Birçok çalışma, kakaonun diş çürüklerine ve diş eti hastalığına karşı koruyucu etkilerini araştırmıştır. Kakao, ağız sağlığına katkıda bulunabilecek antibakteriyel, antienzimatik ve bağışıklık uyarıcı özelliklere sahip birçok bileşik içerir.

 

Bir çalışmada, kakao ekstresi verilen ve oral bakterilerle enfekte edilen sıçanların, sadece su verilenlere kıyasla diş çürüklerinde belirgin bir azalma sağlanmıştır. Bununla birlikte, önemli bir insan çalışması yapılmamıştır ve insanlar tarafından tüketilen kakao ürünlerinin çoğunluğu da şeker içerir. Sonuç olarak, kakaonun ağız sağlığı yararlarını deneyimlemek için yeni ürünler geliştirilmeye ihtiyaç duyulacaktır.

 

Popüler düşünceye rağmen, çikolatadaki kakao bir sivilce sebebi değildir. Aslında, kakao polifenollerinin cildiniz için önemli faydalar sağladığı bulunmuştur. Kakaonun uzun süreli tüketiminin, güneşten korunmaya ve ciltte kan dolaşımını artırmaya yardımcı olduğu bulunmuş ve cildinizin yüzeyindeki hidrasyonu artırdığı gösterilmiştir.

 

Özetlersek;

Kakao, dünyayı binlerce yıldır büyülemeyi başarmıştır. Kakaonun sağlık yararları arasında iltihaplanmayı azaltma, kalp ve beyin sağlığını geliştirme ve kan şekeri ve kilo kontrolü bulunur.

 

Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak istiyorsanız, alkali olmayan kakao tozu veya % 70’ten fazla kakao içeren bitter çikolata kullandığınızdan emin olun. Çikolatanın her durumda önemli miktarda şeker ve yağ içerdiğini unutmayın, bu nedenle makul porsiyonlarda tüketin ve dengeli bir diyetle birleştirin.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Metin Erturk dedi ki:

    Verdiğiniz yararlı bilgiler için çok tesekkurler